Sıdkı Baba’nın Edebi Şahsiyeti

0
A- A A+

Sıdkı Baba’nın Edebi Şahsiyeti

İlim ve irfanıyla devrinde büyük itibar görmüş bir şair olan Sıdkî Baba’nın,  tarikat çevresinde; özellikle Çorum, Sivas, Amasya, Turhal, Erzincan yörelerinde çok iyi tanınan güçlü bir âşık olduğunu görmekteyiz. Divan şiirini de çok iyi bildiği aşikâr olan aşığın deyişleri Anadolu’da bugün bile söylenmektedir. Türkü olarak da söylenen deyişleri ve semahları çok sevilmiştir.  Örneğin “Güzelsin güzel” redifli altı dörtlükten oluşan şiiri Pertek türküsü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sıdkî Baba’nın şiirlerinde sadelik ve güzellik olduğunu, şiirlerinin yabancı sözcüklerden uzak olduğunu görmekteyiz. Dili halkın dili olup duygusu halkın duygusudur. İşlediği konularsa halkın derdi, neşesi, yaşamı, kısacası geleneksel halk şiirimizin konularıdır.

 Kul Pervâne’m eydür yolun gözettim
Geldiğin yollara güller bezettim
Öz yârimdir deyu elim uzattım
Hemen hatırımı yıktın savuştun

Dostun buyruğundan çıkar değilem
Su gibi her yana akar değilem
Cihan güzel olsa bakar değilem
Devletli sultanın kulu böyl’olur

Sıdkî Baba’nın bizi ilgilendiren asıl yönü şairliğidir. Onun birçok şiiri ellerde dağılmış, gazel, semai, divan, kalenderi, destan, peşrev ve koşma tarzında söylemiş olduğu deyişleri vardır. Bunlar yalnız dillerde dolaşmakla kalmamış, bazılarının başka şairler tarafından mîrî malı gibi paylaşıldığı görülmektedir.  Şeyhi Çelebi Cemaleddin Efendi’nin terbiyesi ile yetişmiş olan şair, Allah’a, Hz. Muhammed’e, Hz. Ali’ye, On İki İmama, Hacı Bektaş-ı Veli’ye ve şeyhi Çelebi Cemaleddin Efendi’ye duyduğu muhabbeti söze dönüştürmüş ve şiirlerine yansıtmıştır.
Âşık Sıdkî’nin binlerce şiirinin olmasından hareketle rahat ve bol şiir yazabilen bir şair olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte şair, şiirlerini toplamadığından başka şairlerle özellikle de Sivaslı Sıdkî ile karıştırılmıştır. Halkın hafızasında kalabilenler dışındaki şiirleri yok olmuştur. Ölümünden sonra oğlu Ali Baki, dağınık yerlerde bulunan şiirlerini bir defterde toplamıştır. Bu defter bazı vukuatlar neticesinde Muhsin Gül’dedir.
Sıdkî Baba’da Alevî-Bektaşî halk edebiyatında temel şair kabul edilen Yunus Emre’nin ve Alevî-Bektaşî edebiyat geleneğinin izlerini görmekteyiz. “Meydan, talib, muhib, derviş, cem, ayn-ı cem, mürşid, meşreb, hakikat, tarikat, marifet” gibi terim ve sözcükler şiirinin yapısını oluşturmaktadır.

Şeriat bağında bittik aşlandık
Tarikat narına yandık haşlandık
Marifetin dergâhında işlendik
Hakikatın hat çekilmiş teliyiz
Sıdkı’ya çeşmimin yaşları çağlar
Sarsalanır yerler, iniler dağlar

Halis muhip olan her saat ağlar
Ah Hüseynim ciğerpârem diyerek
Dervişliğin yolun sorarsan derviş
Bir mürşid-i kâmil bulan derviştir
Himmet-i pir görülür her iş
İzn ü icazetin alan derviştir.

Sıdkî Baba’nın şiirlerini yazarken etkisinde kaldığı bazı şairler bulunmaktadır. Bu bağlamda etkilendiği şairlerden biri ve en önde geleni şüphesiz, Yunus Emre’den sonra Hacı Bektaş Veli gelmektedir. Zira Sıdkî, Bektaşî tarikatının içinde yetişmiştir. Şairin nasihatnâme türündeki eserini yazarken dört kapı kırk makam öğretisindeki benzerlikler ve şairin işlediği konular açısından baktığımızda piri olan Hacı Bektaş’tan etkilendiği görülmektedir.
Sıdkî’nin etkilendiğini düşündüğümüz diğer bir isim olarak Pir Sultan Abdal gösterilebilir. İki şairin de ortak yönü çoktur: Aynı görüş ve inanca sahip olmaları, Ehl-i Beyt sevgisi, Hz. Hüseyin için iki ozanın da gözyaşı dökmesi bunlardan bazılarıdır. Sıdkî Baba’nın yetiştiği, mürid yetiştirdiği çevrede ve yönettiği cem törenlerinde Pir Sultan deyişleri okunmuştur. Bu deyişler okunurken Pir Sultan’ın ismi geçtiği andaellerin kalp üzerine konup selamlanması da saygı ve muhabbeti göstermektedir. Bu arada bu iki şairin şiirleri karıştırılmıştır.

Muhsin Gül, dedesi Sıdkî Baba’nın yazdığı peşrev şiirin Pir Sultan Abdal’a mal edildiğinden bahsetmektedir. Bu noktada Sıdkî Baba’nın “Gelin dostlar bir olalım” dizesiyle başlayan yedi kıtalık peşrev şiiri ile Pir Sultan Abdal’ın “Gelin canlar bir olalım” dizesiyle başlayan ve üç kıtası kayda geçen şiirinin karıştırıldığı görülmektedir. Yaşadıkları asır itibariyle şiirlerin nazire geleneğinden dolayı karıştırılmış olması muhtemeldir. Bu arada Sıdkî Baba’nın Nasihatnâmesi’nde kullandığı bazı ifadelerin söyleyiş ve üslup yönünden Süleyman Çelebi’nin Mevlid’indeki söyleyiş ve üsluba yakın olması da dikkate değer bir husustur. Hatta Nasihatnâme’den aldığımız aşağıdaki ifade Mevlid’de de aynen geçmektedir:

Razı olsun ümmetinden ol Muìn
Rametullahi aleyhim ecmaìn (vr.49b)

Ayrıca Sıdkî Baba’nın mesnevisindede hemen hemen her bölüm sonunda nakarat gibi tekrarlanan ve eser sonuna kadar okuyucuya eşlik eden bir beyit bulunmaktadır:

Tahsìl-i rıza-yı Hak ise meram
Ayrılma hiç şerìatden ve’s-selam (vr.6a)

Bu beyit eserde yedi yerde bu haliyle geçmektedir. Aynı zamanda beyitin ikinci mısraı mesnevi boyunca yirmi üç yerde tekrarlanmaktadır. Süleyman Çelebi’nin Vesiletü’n-Necât (Mevlid) isimli eserinde her bölüm sonunda tekrar edilen:

Ger dilesiz bulasız oddan necât
Aşkile derdile idin es-Salât

nakarat beyitini çağrıştıran bu beyit vasıtasıyla şair konular arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır.
19. yüzyıl ortaları ile 20. yüzyıl başlarında aynı coğrafyada yaşamış “Sıdkî” mahlasını kullanan şairlerin118 şiirleri, deyişleri cönk ve mecmualarda karıştırılmıştır.
Sıdkî Baba’nın yaşamış olduğu çevrede şiirlerinin en çok karıştırıldığı şairin asıl adı Yağcızade Ömer Sıdkı Efendi olan Sivaslı Sıdkî olduğu görülmektedir.

 Doğu Anadolu ve Sivas yöresinde ele geçen şiirlerinin bir kısmı Sivaslı Sıdkî adına yayınlanmıştır.
Sıdkî Baba, I. Dünya Savaşı’nda görev yaptığı Gönüllü Mücahidîn Alayı’nın lağv edilmesi neticesinde Sivas’ta bir süre ikamet etmiştir. Sivas’a daha sonraki dönemlerde de birkaç kez giden Sıdkî Baba’yı çekemeyen rakipleri, ona iftiralarda bulunmuşlardır.  Şairin adı bazı olaylara karıştırılmış hatta bir ara şair hapse dahi atılmıştır. Bahsi geçen dönemlerde yazdığı şiirleri ve önceki şiirleri halk arasında yayılmış olup yakıştırma yoluyla Sivaslı Sıdkî’ye mal edilmiştir.

20. yüzyılın ünlü âşıklarından Âşık Veysel’in, Sıdkî Baba hayatta iken Harız köyüne gelerek görüştüğü bilinmektedir. Ayrıca Âşık Veysel’e söylediği usta malı deyişlerin kaynağı sorulduğunda Sıdkî’den bahsetmiş, hatta bu Sıdkî’nin Sivaslı değil, “Merzifonlu Sıdkî Baba” veya “Tarsuslu Sıdkî” olduğunu ifade etmiştir.

 

Arama Kelimeleri: sıdkı baba, sıdkı baba şiirleri, sıdkı baba divanı, sıdkı baba türküleri

YorumYaz

0 Yorum

Yorum Yaz

Yorumların tüm sorumluluğu yorum yazana aittir.