Besmele Tefsîri, Hacı Bektaş Veli

0
A- A A+

Besmele Tefsîri, Hacı Bektaş Veli

Milletlerin manevî kültür mirasları içinde yer alan ferdî ve anonim eserler, zaman içinde onları meydana getiren toplulukların inanç, düşünce, duygu, hayal ve değerleriyle birlikte, onların maddî hayatları hakkındaki bir takım verileri de günümüze taşırlar.


Fikir hayatımızın ve duygu dünyamızın edebî eserlere yansıdığı ve etrafımızı kuşattığı şüphesizdir. Klâsik edebiyat da anonim edebiyat da –özellikle âşık ve tekke edebiyatı- Allah sevgisi ve O’nun habibi ve üsve-i hasene olan Hz. Muhammed’in hayatının işlendiği eserlerle doludur.


İslâm felsefesini iman hâline getirmiş, hayata taşımış erenlerin başında Yesevî, Mevlânâ, Yûnus, Hacı Bektâş Velî gibi şahsiyetler gelmektedir. Allah dostlarının bizatihi te’lif ettikleri veya onların hayatları ve fikirleri etrafında teşekkül etmiş olan birtakım eserler, dönemlerinde ve daha sonraları insanlara umut ve ışık saçmışlardır. Bu ma’nâ âleminin erenleri, insanların düşünce ve duygularına tercüman olmuş, rehberlik vazifelerini tevazu ile birleştirip insanlara bu dünyada ve öbür dünyada mutlu olmanın yollarını benimsetmişlerdir. Onlar, İslâm dinini, manzum ve mensur eserler yoluyla en güzel şekilde halka anlatmışlardır.


Geçmişin derinliklerinden günümüze ulaşan ve geleceğe taşınacak olan evrensel fikirler, bu eserler (münacat, naat, siyer, hilye, miraç, vs.) yoluyla zaman içinde seyahat etmektedir. Dolayısıyla bu tür eserlerin günümüz insanının okuyup anlayabileceği hâle getirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması gerekmektedir.


Bu ma’nâda söz konusu eserlerden biri de Hacı Bektâş Velî’ye atfedilen Besmele Tefsiri’dir. Aidiyeti konusunda başka birtakım delillere ihtiyaç olsa bile bu eser, Türk-İslâm hayatı için önemlidir. Besmele çekmenin ve öneminin anlatıldığı eser, aynı zamanda Peygamber Efendimiz’in Miraç’ta Rabb’i ile buluşup görüşmesinin bir safhası olarak ruh dünyamızda hoş bir tat bırakmaktadır.


Besmele çekmenin insana sağlayacağı faydalar ve Allah’ın kuluna olan cömertliğinin ve bağışlayıcılığının sonsuzluğu, bu sohbet sırasında en güzel şekilde ifade edilmektedir. İslâm ahlâkına ilişkin çeşitli konular, terimler, Kur’an’dan çeşitli âyetlerle ve İslâm büyüklerinin hayatlarından alınmış örneklerle açıklanmaktadır. Eserin Türkçe ile kaleme alınmış olması da eserin kıymetini bir kat daha artırmaktadır.


Çalışma, iki bölüm, sözlük ve kaynakçadan oluşmaktadır.
Birinci Bölümde, “besmele” kavramı ve Besmele’nin Türk edebiyatı ve Türk folklorundaki kullanılışları ve önemi üzerinde durulmuş ve eserin muhtevası hakkında bilgi verilmiştir.
İkinci Bölümde eser önce transkripsiyonlu metin hâline getirilmiş; âyet, hadis ve açıklanması gereken hususlar dipnotlarda gösterilmiştir. Daha sonra eser, daha kolay anlaşılması için günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Çalışmaya bir de sözlük eklenmiştir.

Okuyucuların ve araştırıcıların türlü türlü faydalar bulacağına inandığım bu eserin hazırlanması sürecinde, özellikle günümüz Türkçesine aktarımında yardımlarını gördüğüm Prof. Dr. İsmet Cemiloğlu’na ve yayımlanmasında katkıda bulunanlara teşekkür ederim.

Yrd. Doç. Dr. Hamiye Duran
 

 


1. Besmele Kavramı ve Önemi
Besmele, kainatı yaratan ve idare eden yüce varlığın adının ve en çok kullanılan doksan dokuz isim içinde başta söylenen Rahmân ve Rahîm sıfatlarının yer aldığı bir âyettir. Esirgeyen, bağışlayan, lütuf, merhamet ve ihsanını eksiltmeyen anlamındaki Rahmân ve Rahîm sıfatları İlâhî rahmet ve koruyuculuğun bütün âlemi kucakladığını ifade etmektedir.
Türkçede “besmele çekmek, bismillâh demek” deyimleri Bismillâhirrahmânirrahîm’i okumak demektir. “Euzü besmele” ise “kovulmuş şeytanın şerrinden Allâh’a sığınırım” anlamındaki “Euzü billâhimineşşeytânirracîm” cümlesiyle besmelenin ortak adıdır (İA: 530). Neml suresindeki besmele âyeti (27/30) nazil olduktan sonra son şeklini almış, Hz. Muhammed, hayatının sonuna kadar hep bu ibareyi kullanmış, besmelenin yazıldığı ilk satıra da başka hiçbir şeyin yazılmamasını emretmiştir.


İslâmiyet’te gerek dünya gerek ahiretle ilgili olsun her önemli ve meşru işe Besmele ile başlamak tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber’in (Acluni II. 174) “Besmeleyle başlamayan her iş bereketsiz ve güdüktür” hadisiyle onun bir çok iş münasebetiyle besmele çekmesi ve besmele çekmeyi ve yazmayı tavsiye etmesi besmelenin hem inanç, hem ibadet, hem de müslümanların günlük hayatlarında önemli bir yer tutmasına sebep olmuştur (Gözübüyük, 1977: 31). Ayrıca her işe besmele ile başlamak, uluhiyyet ve ubudiyyet arasında sevgiye dayalı bir münasebetin sembolü hâline gelmiştir. Çünkü besmele, hakikate ulaşmak için bir vesiledir.


Besmelenin başındaki “ba” edatı Arapça’da yapışma, sığınma, yardım isteme, bir şeyi araç ve sebep edinme anlamlarını vermektedir. Dolayısıyla besmele “Allâh’ın adına yapışarak O’ndan yardım dileyerek, O’na sığınarak, O’nu araç kılarak işe başlıyorum” demektir (Öztürk, 1996: 30). Bu bilinçle mümin, her işin başında besmeleyi okur. Besmele Allâh’ın insanlara en büyük ihsanıdır. Çünkü besmelede Allâh adıyla birlikte O’nun acımak, esirgemek, bağışlamak, korumak, merhamet etmek anlamlarına gelen Rahmân ve Rahîm sıfatları yer almaktadır. Ba, isim, Allâh, Rahmân ve Rahîm kelimelerinden oluşan besmeleyi Kuşeyri, Letâif adlı eserindeki “Besmele” tefsirinde her surenin başındaki besmeleyi -Tevbe suresinde niçin bulunmadığını da dikkate alarak- farklı manalara gelecek şekilde açıklamıştır. Kuşeyrî, besmele kelimesini hem yazım ve harf hem kavram hem de manaları ile tefsir etmiştir (Akpınar, 2002: 53).

Seyyid Muhammed Nûrü’l-Arabî de Fatiha Suresi Tefsirinde şöyle demektedir. Malum ola ki Besmele-i Şerîf’te üç isim vardır.  Biri ism-i Celâl ki Allâh, ism-i zât. İkincisi ism-i kemâldir ki er-Rahmân, ism-i sıfat. Üçüncü, ism-i Cemâl’dir ki er-Rahîm, ism-i ef’âl’dir. Bundan malûm oldu ki, besmele; ism-i zât ve sıfat ve ef’âl’dir. Yani tecelli-i ilâhî, zâtı, sıfatı ve ef’âliyle âlem, vücûda gelip mevcûd oldu. Zât, sıfat ve ef’âl olmayınca bir şey vücûda gelmez (Kumanlıoğlu, 1995: 130). Kur’an’da 113 kere tekrarlanan bu âyet (114 sûreden Beraat sûresi hariç), Allâh’ın merhamet ve bağışlamayı esas alan bir kudret olduğuna dikkat çekmektedir. Bu görüş Kur’an’da tanıtılan insan, evren ve hayat anlayışının merhamet, hoşgörü ve bağışlama üzerine oturduğunu da göstermektedir.


Ayrıca hem Fatiha sûresinin ilk âyeti olması, hem de “Bütün ilimler besmelenin ‘bâ’sında derc olunmuştur.” fikriyle Hz.Ali’den rivayet edilen “Eğer yazmak isteseydim besmelenin ‘bâ’sı hakkında deve yükü kitap yazardım” sözüyle besmelenin ihtiva ettiği kutsal ve mühim mânâ, toplum hayatında önemli bir yer tutmasını sağlamıştır (Ramazanoğlu, 1984: 17).

2. Besmele Yazma Geleneği
A. Süsleme Sanatında Besmele
Besmele, özellikle süsleme sanatında en fazla yazılan âyetlerin başında gelir. Besmelenin yazımına özen gösterilmesiyle ilgili Hz. Enes’ten gelen bir rivayette “Bismillahirrahmanirrahim’i özenerek güzel yazan kişiyi Allâh affeder.” buyurulması ve Hz. Ali’nin “Besmeleyi güzel yazan kişi affedilmiştir.” sözü hattatların bu konuda gereken itinayı göstermelerinin başlıca sebebi olduğu gibi besmelenin çokça yazılmasının da esas amili olmuştur (İA, 534).
En güzel örneklerini Osmanlı hattatları elinde bulan besmele, çeşitli süslü hatlarla Kur’an dışında bazen tek başına levha olarak, bazen de hilye levhalarının üst kısmına yazılmıştır. Oklu besmele en güzel örneklerden biridir.
Besmeleyle oluşan çeşitli tabir ve deyimler ve “Bismillahirrahmanirrahim”, çeşitli mimarî eserler ve hat sanatından başka, edebiyatta ve folklorda önemli bir malzeme olarak kullanılmıştır.

B.Türk Edebiyatında Besmele
1. Eski Türk Edebiyatında Besmele
Eski Türk Edebiyatında, her eserin besmeleyle başlaması kaidesine uyulduktan başka, çeşitli tür ve beyitlerde; halk edebiyatında türkü, ninni, destan gibi eserlerde; az olmakla birlikte yeni Türk edebiyatında; çeşme alınlıkları, mezar taşları, dükkanlardaki levhalar gibi folklor ürünlerinde çokça kullanılmıştır (Duran, 2003).


Türk Edebiyatında besmele daha çok mısra ve beyitlerde telmih ve iktibas yoluyla kullanılmıştır. Her eserin besmeleyle başlaması kaidesine hemen hemen bütün edebî eserlerde uyulmuştur. Eski Türk Edebiyatında divan mukaddimeleri, tevhid, münacaat ve naatlardan önce besmeleyle başlamaktadır.

Gül-i gül-zâr-ı kelâm-ı kadîm
Bismillâhirrahmânirrahîm (Kasidenin başında yer almaktadır.)
Eyledim yâ Rab senin hamdinle buna ibtidâ
Bilmeyince tâ senânı kimse bulmaz çün bekâ
(Çelikoğlu, 1985: 113)

Sûretünün safhasında gör ne yazmış ol Kadîm
Ohıdum ol hattı Bismilâhirrahmânirrahîm
……..
Merhamet kıl sen Nesîmî’ye eyâ bedr-i Münîr
Ger hatâ kıldum ise estağfirullahelazîm
(Kürkçüoğlu, 1985: XXVL)

Eyledim yâ Rab senin hamdinle buna ibtidâ
Bilmeyince tâ senânı kimse bulmaz çün bekâ
(Şahver, 1969: 113)

Zikr-i Bismillahirrahmanirrahim
Aşikâre gizliye Sensin alîm
……
Son nefesde sakla imânım benim
Bulmaya yol ana şeytanirracîm
…..
Rûz-i mahşerde Muhibbî bendeni
Irma anı rahmetinden yâ Rahîm
Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman 1494-1566) (Ak, 1987: 41)
Her eserin besmeleyle başlaması geleneğinin yanı sıra aşağıdaki örnekler de görüldüğü gibi sevgilinin güzelliğine yine aynı sebeple telmihen kullanılmıştır.
Hat yazılsa tan mıdur yâkût-ı la’l-i yârda
Besmele yazarlar evvel mahzenü’l-esrârda
(Kılıç, 1998: 214)
Mushâf-ı hüsnünde ebrû medd-i Bismillâh’dır
Vâkıf-ı sırr-ı cemâlin ‘ârif-i billâhdır
(Çelebioğlu, 1998: 93-97)
“Güzellik kitabında veya yüz mushafında kaş, besmeledeki Cenâb-ı Hakk’ın Rahmân sıfatının imlasındaki med gibidir.” manasınadır.

2. Yenileşme Devri Türk Edebiyatında Besmele
Yenileşme Devri Türk Edebiyatında, genel özellik olarak gelenekten kopma söz konusu olduğu için şairlerin çoğu divan tertip etmeyerek, çeşitli şiirlerinin toplandığı şiir kitapları neşretmişlerdir. Dolayısıyla yazmaya besmeleyle başlama geleneği de yok olmuştur. Buna rağmen çeşitli sebeplerle kaleme alınan şiir kitaplarında besmele kelimesine oldukça çok yer verilmiştir.
Arif Nihat Asya’nın Süleymaniye şiirinde;
Gün batıp doğdukça dünya durdukça
Üzerinde kalacaktır başların
Öpülüp alnından besmelelerle
Yerlerine konmuş kilit taşların
(Asya, 1990: 25) şeklinde besmele geçmektedir.
Besmele münacaat tarzında yazılmış eserlerde de sık sık karşımıza çıkmaktadır.
 

 

Arama Kelimeleri: hacı bektaş veli, hacı bektaş veli besmele tefsiri, hacı bektaş veli sözleri, hacı bektaş veli kimdir, hacı bektaş-ı veli, hacı bektaş-ı veli eserleri

YorumYaz

0 Yorum

Yorum Yaz

Yorumların tüm sorumluluğu yorum yazana aittir.